Hewsel Bahçeleri

Son günlerde çevremdeki insanlara en çok şu soruyu soruyorum. “Gerçekten barış istiyor musun?” Ne yazık ki herkes “evet” cevabını vermiyor. Ancak çoğunlukta aldığım cevap “evet” bu da yarına umutla bakmama yetiyor. Öte yandan herkes akan kanın durması konusunda hem fikir. Peki, kanın durması için ne yapıyoruz? Açıkçası kendi adıma konuşayım. Ben “empati” kurmaya çalışıyorum. Çevremdekilerde empati kurabilsin diye arada kendimi “vatan haini” bile ilan ediyorum. Bağzen de en milliyetçisi gibi davranıyorum. O zaman da faşist diyorlar. Gülüyorum, geçiyorum. Hemen hemen herkesten tepki alıyorum. Bunu yapmaya başladığımdan beri çevremdeki insanlar azalıyor. Bu kötü mü? iyi mi? karar veremiyorum. En azından çevremde farklı fikirlere saygısı olmayanlar azalıyor. Barış adına öncelikle her iki tarafında dilini düzeltmesi gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda çevremde küfür edenlere rest çekiyorum. Görüşü ne olursa olsun öncelikle kimse kimseye küfür etmeyecek. Hakaret etmeyecek. Bunu söylemden öteye çekip, pratiğe geçmek adına en iyi dostuma, kardeşim dediğim adama bile rest çektim. Çok kızdı. Öyle böyle kızmadı. Vay be silip attın beni diye sitem ediyor. Evet hakkıdır. Sitem edebilir. Kızabilir ama söz konusu barışsa kimse küfür etmemeli tutumumu sonuna kadar sürdürücem. Beni anlayacağından şüphem yok. Eğer en iyi dostum dediğim, kardeşim dediğim adam küfürden vazgeçtiyse herkes vazgeçecektir.Küfür olmadı mı taraflar daha uzun tartışabilir. Ve doğruya yani barışa bir adım daha yakınlaşacağımıza inanıyorum. Gördüğüm kadarıyla da işe yarıyor. İnanmıyorsanız deneyin. Önce çok büyük tepki alacaksınız. Ancak sonra göreceksiniz ki küfür olmayınca barışa bir adım daha yakın olacağız.
Şimdiden söyliyim aşşağıya yorum olarak o bunu yaptı, şu bunu yaptı tarzında yorumlar yapmayın. Varsa barış adına çözümünüz. Yazın tartışalım, konuşalım. He sen kimsin ki diyenler de olacaktır ben toniyim.