Merhaba arkadaşlar bedhah dönemin en karanlık günleri bugün mü? Yoksa bundan daha karanlık günler var mı? Bunun ile ilgili en ufak bir fikrim yok. Olmamasının sebebi ise artık daha fazlasını kafam almıyor. Olanlar bana yetti ve artı da.. Artmadı diyen varsa da kesin yalan söylüyordur. Ekonomik sıkıntılar, katliamlar, her gün toprağa verilen gencecik canlar, tecavüzler, hırsızlık, aklınıza ne gelirse yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz. Ancak o kadar çok alıştık ki, başımıza geldiğinde mal mal baka kalıyoruz. Evet yalan değil alıştık. Çünkü çaresiziz, yapabileceğimiz çok da bir şey yok gibi. Hani kamyonun freni patlar da önünden kaçmak dışında bir şey yapamazsın ya, o misal yaşıyoruz. Biliyoruz bu kamyon bir gün bir duvara çarpıp duracak ya da hepimizi ezip geçecek.. Hangisi olacak emin değiliz ancak “berxadan jiyane” deyip umudu dürtmekten başka çaremiz de yok. Öyle kaderimize razı olup, yaşıyor gibi duruyor olabiliriz ancak içinde fırtınalar kopmayan yok. İnanın bana boğazımıza kadar nefret dolduk. Sadece ne yapmamız gerektiğini kestiremiyoruz. Hani derler burnunun ucunu göremiyor diye işte bizde yarına bakarken burnumuzun ucunu göremiyoruz ancak adımız kadar eminiz bu günler geçecek…. Ve Adnan Yücel’in dediği gibi “bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır. bir de yarınlar için direnenler…”

Bugünlerde yarını görebilmemiz adına bize yön verecek olan sanattır ve bu sanatların en güzel şiirdir. Aşağıda şiirin devamını paylaşacağım. Bugünümüzü en güzel özetleyen şiirlerden bir tanesidir. Kolumuz, kanadımız kırık, nefessiz ve yorgunuz. Çünkü yordular bizi, yaşımızdan çok ölüm tattırdılar. Her günümüz ayrı bir katliamla geçi. Hemen hemen her gün ya bir katliam yaşıyoruz ya da bir katliamı anıyoruz. Durup iki çay içmeye,  iki nefes almamıza izin vermediler. Kudurmuş köpekler gibi saldırmaya devam ediyorlar. Ancak öyle ya da böyle bu saltanat sona erecek. Sonun da doğru olanı bulacağız. Öle öle bulacağız ve sonunda ölümden bıkacağız. Değmez yeter artık diyeceğiz. Ölen öldüğü ile kalacak ve dönüp dolaşıp masaya oturacağız. Çünkü olacak olan bu, tarihe bakın hangi savaş ebediyete kadar sürdü? Hiç kimse, hiç kimsenin kökünü kurutamadı. Bakınız Meksika’nın varoşlarına, Chiapas’a, Mayaların torunları Zapatista’lara, onların kökünü kuruta bildiler mi? Sonunda dönüp dolaşıp masaya oturdular ve konuştular… Ve sonunda da her şeye rağmen “yeryüzü aşkın yüzü olsun” dediler. Çünkü nihai hakikat budur. Dönüp, dolaşıp yine bu noktaya geleceğiz. Bundan istesek kaçamayacağız. En kanlı savaşlar bile barış ile diyalog ile sonuçlanmadı mı? İçimizdeki öfke ve nefret barış dememizi engelliyor. Ancak öfke ve nefret bizi sonuca ulaştırmayacak.

 

Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa…
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz…
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan YÜCEL