Hemen her yazmaya başladığımda nereden başlasam acaba diyorum. Çünkü öncesinin önemli olduğuna inanıyorum. Beni bu kıvama getiren öncesi neydi? Yaşadıklarım mı? Şüphesiz yaşadıklarım ancak ne yaşadım ki? Genelde yaşadıklarımı başkalarının yaşadıkları ile kıyaslıyorum ve genelde de kendi yaşadıklarımı hiçleştiriyorum. Örneğin acı… benden çok daha fazlasını çekenler var. Bunu biliyorum. Zaten bu devirde bilmemek pek mümkün değil. Zaman böyle bir zaman. Ülkenin bir ucundan öbür ucuna hemen hemen herkesin acısını bir şekilde görüyor ve hissediyorsun. Hatta bırakın ülkeyi artık sınır diye bir şey kalmadı.

Misal Meksika’da polis ve çetelerin beraber katlettiği 43 öğrenci…

Misal Filisten’de sahilde top oynarken katledilen çocuklar…

Misal Suriye’de katledilen 200binden fazla insan…

Misal sokakta yalın ayak yürüyen adam..

Misal Roboski’de katledilen katırlar…

Misal Gezi’de öldürülenler…

Misal Soma…

Bu misaller o kadar çok ki sıralamaya kalksak sonu gelmez. Cilt cilt kitaplar yazarız. Durum böyle uzayıp gittikçe kendi yaşadıklarımı hiçleştiriyorum. Bir yandan insanlara alışmaya çalışırken öbür yandan insanlardan kaçıyorum. Çevremdeki hemen hemen herkesten kaçmaya çalıyorum. İmkanım olsa dört duvar arasına hapsedeceğim kendimi. Hapis demişken bu ara hep kafamdan hapse düşmek geçiyor. Dört duvar arasında olsam. Böyle 15 metre kare bir hücrede tek başıma olsam diyorum. Uzun bir süre tek başıma kalırsam belki bu buhrandan kurtulurum diyorum. Ancak itiraf etmek gerekirse bundan da korkuyorum. Çünkü istediğim kitapları okuyamayacağım. İstediğim filmleri izleyemeyeceğim. En kötüsü de haykıramayacağım. Hoş uzun bir süredir haykırdığımı da söyleyemem. Durumlar baya karışık yani. Çok ince bir ip üstünde yürüyorum. Sağa yada sola düşmemem şu aralar şans meselesi. Hoş düşeceğim kadar düştüm de… Tabi bu düşmek neye göre düşmek tartışılır. Burası aslında bir kaç sene önce olmak istediğim yer. Tabi yapmak istediklerimi yapabiliyor muyum? Buna evet demeyi çok isterdim. Hatta buna evet demek için neleri vermezdim ki? Ancak her zaman olduğu gibi yapamıyorum. Bir ilerleme var. Şartlar da uygun… Lakin her şey tam değil. Kocaman bir eksik var. O eksiği bir türlü dolduramıyorum. Sanırım hep eksik kalacak… Velhasıl kelam bu süreci de atlatıp bir sonraki adıma geçmek üzereyim. Yine hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Ve yine hiç bir şey tam istediğim gibi olmayacak.

18-04-2014

Serbest Çelebi