Gezi’de polisin gazlı, tomalı saldırılarına barikatlar kurarak “biz barikat yapmayı Kürtlerden öğrendik” diyenlerin, polisin tanklı, toplu, keskin nişançılarla saldırılarına karşı hendek kazılmasını anlamayanları bir garip değil mi? Son 7ayda 300’den fazla sivilin (asker, gerilla, polis hariç!) ölmesine “ömö höndök vör” demeleri beni benden alıyor. Nusaybin’de iki katlı evin ikinci katın da mı höndök vardı? Cizre’de damda da mı höndök vardı? Gencecik bedenlerin sürüklendiği sokaklarda da mı höndök vardı? Hoş konu höndök değil. Aklınıza höndökler mi kazdılar da vicdanınız sızlamıyor? Bilinçaltınızda yatan KürtFobi yine mi hortladı? Hemen hemen her çarpıtmaya, her yalana, her dezenformasyona inanır oldunuz! Günümüz medyası artık Penguenliği yitirmiş bildiğin korkAK ve yavşAK olmak üzere ikiye ayrılmış. (devrimci gazetecileri bundan tenzil ediyorum) Belgesel yayınlamayı da bırakmışlar. Onun yerine “Kara Propaganda” yapıyorlar! Neyse konu medya değil sizsiniz! Gezi’nin girişinde Kürtlerin halayı varken Kürtler Gezi’de neredeydi diye sorma ihtiyacı duydunuz. (Aha burdaydık!) Gümüşsuyu’nda askeri hastanenin önünde “Asker göreve!” diye slogan atanlara hitaben söylenen! Onlarla aramıza mesafe koyduk sözünü evirip, çevirip Gezi’yle aramıza mesafe koyduğa kadar getirip, ona inanmayı tercih ettiniz. Seçimden önce HDP, AKP ile anlaştı. Kürtlere özerklik, Tayyibe başkanlık verilecek diyerek kendinizi kandırdınız. HDP anlaşmış olsa süreç bitmez, özerklik alınır, başkanlık verilirdi. Neyse konu bu da değil. Konu sizin her seferinde kendinize yalanlar ve bahaneler uydurarak aklınızca kendinizi kandırmanız ve adım adım AKP ile aynı safa doğru ilerlemeniz. Sizin bu ömölü iradenizden cesaret alanlar Kürtlerin yaşadığı topraklarda zulmüne zulüm, silahına silah katıyor. En son Derik’te kentin yüksek noktalarında kente havan topları ile saldırırken gıkınız çıkmadı. Ömö Höndök demeyi de eksik etmediniz. Amed’in orda yerinde Barış’ın Elçi’si Tahir vurulurken bile medyanın ağzına baktınız. Oysa olay yerinde 10açıdan çekilmiş görüntüleri var. Sokakta sadece polis ateş ediyor. Bir kişi de çıkıp katil polis diyemiyor. Bir kısmı da iddaa olarak dillendiriyor. Gerçekten durum acınası.. Hani o 3 maymun şeysi var ya… hah tam olarak mesele o. Sur’da, Nusaybin’de, Dargeçit’te (Kerboran), Cizre’de, Silopi’de sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor. Hemen hemen her yaştan, her cinsiyet insanlar 3’er, 5’er ölüyor. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Bu sessizlik bölüyor sözüne pek inanmıyorum. Şehirlerden bir sesler yükseliyor ama onların da konuyla alakası yok. Kış albümü, konserler, filmler, diziler, eğlence programları… Ve daha nicesi.. Hiç birinin konuyla pek alakası yok.. Oysa Silopi’de okullar boşaltılıp öğretmenlerin yerine okulda Özel Harekatcılar konumlanıyor. Tabi doğuda kimse bunların Özel Harekatçı olduğuna kimse inanmıyor. Esedullah timleri falan filan… Herkes bunların IŞİDçi olduğunu biliyor. Savaş çokta başladı. Haberiniz olsun. Zararın neresinden dönerseniz kardır. Yoksa 2023’te Şeriata geçersiniz. HDP’nin #SeniBaskanYaptırmayacağız kampanyasını hatırlayın, hani “Kürtler var oldukça #SeniBaskanYaptırmayacağız” olan. İşte tam olarak yok edilmek isteniyor. Farkında değilsiniz. Çünkü Kürtler var oldukça o başkan olamayacak. Neyse konumuzdan sapmayalım konu sizin bu süreçte yanımızda olmamanız.

“HDP ile PKK arasındaki fark”

HDP ile PKK arasındaki farkı hala anlamayanların sayısı tahmin ettiğimden de hallice çokmuş. Türkiye’nin en önemli sorununu anlayabilmek için öncelikle HDP ve PKK arasındaki farkı anlamanız gerekiyor. Bunu anlamadığınız sürece bu meseleden bir cacık anlayamayacaksınız. HDP Sorunlar diyalog ve siyaset ile çözülür diyenlerin, PKK ise bu sorunun çözümünde siyasete ve diyaloğa inancı bitenlerdir. Buna rağmen PKK defalarca masa çağrısı yaptı lakin kimse oralı olmadı.  Her ikisininde içinde her ırktan, her halktan, her cinsiyetten, her inançtan insan var.
Siyasi çıkmazlar, diyalogsuzluk HDP’yi zayıflatırken PKK’yi güçlendiriyor. Tabi bu durumun Kürt Siyasi Harekatı’nı etkisi yok.  %6’dan %11’lere geldiler. Büyüme devam da edecek. Çünkü Kürtler kimseyi menfaatleri uğruna satmadı. Bir kere dokunan benim yerim burasıymış dedi ve mücadeleye destek vermeye başladı. O yüzden Türkiye tarihinin en zorlu seçimlerinden birine girerken barajı yıkmayı başardı. HDP’nin uğradığı saldırılara kısaca bir göz atın diyeceğim ama liste o kadar uzun ki… Yüzlerce HDP binasına saldırı, Ankara’nın göbeğindeki genel merkezin yakılıp yağmalanması, Erzurum’da HDP’lilerin canlı canlı yakılması, Diyarbakır mitingine bombalı saldırı, Suruç katliamı, Ankara katliamı ve daha niceleri. HDP’nin çayçısından tutunda milletvekili adaylarına kadar tutuklandı. Belediye başkanları görevden alındı, tutuklandı. Bunca şeye rağmen HDP barajı aşıyorsa başarılıdır. Ancak insanların siyaset ve diyaloğa inandırmak konusunda başarısızdır. Başarısızdır çünkü bu mesele karşılıklı güvenden geçiyor. İnsanlar HDP’ye güveniyor ve inanıyor. O yüzden savaşa rağmen barajı yıktı. O yüzden en sert eleştirileri ve tepkileri alıyor. Ancak karşılarındaki devlet ve devletin başındaki hükümete gram inanmıyorlar. O yüzden her geçen gün siyaset ve diyaloğa olan inanç da tükeniyor… Bu sebepten Kürt Siyasi Hareketi içinde HDP küçülürken PKK büyüyor. Öte yandan PKK küçülmüyor aksine daha da büyüyor. Nasıl mı? Öldürülen her PKK’linin ailesi iyice politize oluyor. Özellikle gençler siyaset ve diyaloğun tükendiğinde inanıyor ve dağlara çıkıyor. Düşen hiç bir silah yerde kalmıyor. Ölen kişinin yerine geçen kişi önce ölen kişinin adını alıyor sonrasında silahını yerden alıyor. (Bakınız 3 Hawar’ın Hikayesi) Bu böyle nesilden nesile devam ediyor. Ne zulüm bitiyor ne de ölüm. Benden size tavsiye HDP’yi yerden yere vurmak yerine önce bir dinleyin bakalım neler diyor. Ne dediğini duymayıp, ne yaşadığını görmeyip, yerden yere vurman. HDP’siz HDP’yi konuşan programcılara döndünüz. Figen Yüksekdağ’ın kafasına sıkılan gaz fişeğinden Selahattin Demirtaş’a yapılan suikasta bir anda her şeyi unutuyorsunuz. HDP’li vekile saldırmaya çalışırken yerde yuvarlananları saymıyorum bile.. Naiflik abidesi Ape Mithat Sancar’dan Meral Danış’a, Çağlar Demirel’den Ahmet Türk’e kadar herkesi gaza boğup hastanelik edilen HDP’lileri dinleyin bakalım ne diyorlar. Kaldıysa siyasi çözüme inancınız HDP’ye sahip çıkın!