İşten çıkıp eve gitmek için otobüs durağına geldik bir iş arkadaşımla. Ogün gereğinden fazla bekledik otobüsü yarım saatin sonunda otobüs tıklım tıklım geldi. Belli ki bir önceki sefer iptal olmuştu. Bu artık çok normal gelen bir şeydi. Gerçi iki durak sonra inen sayısı çok oluyordu. Ve oturabiliyorduk. Yaklaşık 4 aydır gidip geliyorduk ve artık bunu keşfetmiştik. Orta kapının hemen önündeki ikili koltukta cam kenarında oturan bir kadın indi otobüsten. Ben arkadaşımın oturmasını bekliyordum çünkü bu konuda artık uzmanlaşmıştı. Ve ilk boşalan yere oturmakta üstüne yoktu. Ben bunun bir yetenek olduğunu söylerdim hep kendisine oda hep karşılık olarak gülerdi. Ancak bu sefer yönelmedi bile. Bir durak daha gittikten sonra inenlerin sayısı daha da arttı ve hemen o koltuğun solundaki koltukta boşaldı. Arkadaşım hemen yöneldi ve hem bana hem de kendisine yer tutmuştu bu büyük bir savaştan galip gelmek gibi bir şeydi benim için ancak arkadaşım içinse çok sıradan bir şeydi. Ben asla oturamazdım benden başka insan oldumu önce onların oturmasını beklerdim tabi bunlar benden büyük olduğu sürece. Benden küçük biri benden önce oturursa da o zaman kendimce bozulurdum… Birkaç durak gittikten sonra otobüse bir kız bindi. Kulağında bir kulaklık, hani şu Amerikan filmlerinden olanlardan son ses müzik dinliyordu. Ve bizim yanımızdan duran yere doğru yöneldi. Orada bir kişilik bir yer vardı ve tamda aradığı yer orası olsa gerek çünkü yolumuz uzundu. Ve trafikte oldumu hiç çekilmez bir hal oluyordu bu yolculuk ki son dönem keşfettiğim bir taktikle bu uzun yolculuklar bana keyif bile veriyordu. Ama başkaları için değil. Önceleri uyumayı tercih ediyordum eğer oturabilseydim. İneceğim yeri tahminen süresini hesaplıyor sonra telefonum alarmını kurup kısa bir uyku keyfi çekerdim. Şimdilerde ise kitap okumayı tercih ediyorum taktığım kulaklıktan keyifli bir müzik açtım mı keyfime diyecek yok. Ancak bugün öyle olmayacaktı… Sonra kızın adamdan ilk yer isteme teşebbüsüne şahit oldum önce kulaklıklarını çıkarmadan biraz sesli bir şekilde oraya geçebilir miyim? dedi. Ancak bir gariplik vardı. Normal de biri o koltuğa yöneldiğinde diğer koltukta oturan daha karşı taraf bir şey demeden yer verirdi. Yada hemen bir yana kayarak oturduğu yeri gelen kişiye bırakırdı. Ancak bu sefer bir terslik vardı. Kız adamın tepki vermediğini görünce sinirli bir şekilde kulaklıklarını çıkardı. Kulaklıklarını çıkarmasıyla beraber kulağında çalan müziği ona yakın herkes duyuyordu artık. Kız hemen benim sağımda ayakta duruyordu. Sonra adama bu sefer biraz daha yüksek sesle tekrar seslendi. Beyefendi oraya geçeceğim diye. Ancak adam yine bir tepki vermedi. Şaşkınlıkla izlemeye başlamıştık. Çünkü herkes yer vermesi gerektiğini düşünüyordu. Doğrusu da buydu zaten. Ancak adam kızı adeta hiç umursamıyordu ve elindeki telefonla bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Tam kız üçüncü kez daha sinirli bir şekilde adama seslenmeye başlıyordu ki arkadan bir adam duymuyor o seni  sağır dedi. Adamın bu sözü üstüne bir garip oldum. Bir tarafta son ses müzik dinleyen bir insan diğer taraftan bırakın müziğin, kızın sesini bile duymayan bir adam. Sonra kız adama eliyle işaret ederek yer istedi adamda hemen yer verdi. Kız amacına ulaşmıştı ve tekrar kulaklığını takıp müzik dinlemeye devam etti… Taki telefonu çalana kadar kız telefonda müzikle ilgili bir şeylerden konuşuyordu. Konuşmalarından müzikle ilgilendiği çok belli oluyordu. Belki durum gayet normaldi ancak benim için çok düşündürücü oldu. Birileri tadını çıkarırken bir şeylerin birileri ise tadını bile bilmiyordu.  Hani acı gerçekler diyoruz ya alın size acı gerçek. Şuan en çok sevdiğiniz sanatçıyı hiç duymadığınızı düşünün belki yaşamadan anlaşılmaz bir şey ama siz gözlerinizi kapatıp hayal etmeye çalışın…