Adam “at hırsızıyım”  dedi. Kadın önce şaşırdı, sonra nasıl yani at mı çalıyorsunuz? Diye tekrarladı.  Cevap daha sert ve ciddi bir şekilde “Evet!” oldu. Adam o an soruların tekrarlanmasından nefret ettiğini belli etmişti. Kadın “peki” diyerek sorusunu değiştirdi, çaldığı atları ne yaptığını sordu. Adamın yüzünde ciddi ve sert yüzünde bir tebessüm belirdi. “Atları dağlara götürüp, serbest bırakıyorum” dedi. Adamın mutluluğu da kısa ve netti. Kadın aslında adamın gerçekten at çalıp, çalmadığını merak ettiği için sormuştu soruyu ancak adamın o ciddi, kısa ve net mutluluğunu görünce sustu. Sadece bakıştalar adamın yüzünde ciddiyet ve mutluluk hakimdi. Kadının yüzünde ise şaşkınlık ve ürkeklik vardı. Uzun bir süre ikisi de sessiz kaldı. Kadın dayanamayıp “Neden at hırsızı oldun?” diye sordu. Adam kadının gözlerinin içine baktı. Tek kelime etmedi. Sadece bakıştılar. Kadın soruyu sorduğuna pişman olmuştu. Ancak konuyu değiştirme cesaretini de gösteremedi. Çünkü konuyu değiştirseydi adam kadını artık hiç ciddiye almayacaktı. Sustular…