Konuşmayalım! Yazışalım!

Uzun zamandır gündeme dair yazmıyorum. Gündemden uzaklaşmak gibi bir gayem yok ancak gündem dediğimiz girdabın içinde kaybolmak istemiyorum. Çünkü sonunda derbeder bir halde buluyorum kendimi. Yaşadıklarımız normalin çok ötesinde ki giderek bu duruma alışmamız da ayrı bir vaka.. Unutmayacağız, hesabını soracağız dediğimiz şeyleri bile iki günde unutur hale geldik. Hoş unutmuyoruz ancak ertesi gün daha leş bir durumla karşı karşıya kaldığımız için, bir öncekini söylemeye zamanımız yetmiyor. Evet, evet zamanımız yetmiyor. Çünkü artık herkes her şeyi biliyor olarak kabul ediyoruz. Aslında biliyor da ancak kimisi bunlara kılıflar uydurup sonrasında olaylara inanmak yerine kılıflara inanmakla yetiniyor. Anlayacağınız birilerinin elinde sadece kılıf var, ötesinde bir bok yok. İşin komik yanı ise kılıf da bir yerden sonra ellerinde kalıyor. Örneklendirmeyeceğim ancak hemen hemen hepinizin kafasında birileri geçmiştir. Öyle ya laf olsun diye bir şey yazma lüksümüz. İlla yaşamış, illa görmüş, illa bilmiş olmamız gerekiyor. Yok arkadaşlar ben bir şey yaşamadım. Sadece izledim. İzlediklerimi dayanarak söylüyorum bunları. Yani kimse öküzün altında buzağı aramasın. Ben öyle içinde geldiği gibi konuşamayanlardanım. Ancak içinden geldiği gibi yazanlardanım. Hoş yukarıda bahsettiğim gündem girdabından artık yazamaz oldum. Kafamdan milyon şey geçerken, cümleye dökemeyenler olur ya ben de satırlara dökemeyenlerdenim. İşin kötü yanı konuşamıyorum da.. Hoş bir de sözde iletişim okuduk ancak onun da bir yararı dokunmadı. Olmayınca olmuyor. O yüzden artık zorlamıyorum. Yazmak mı daha kolay konuşmak mı diye sorarsanız. Yazmak daha kolaya geliyor derim. En azından sözümü bölüp, dikkatimi dağıtan olmuyor. Tabi ki tartışıp konuşmamız gerekiyor ancak toplumun geneli için geçerli olan, dinlemeyi bilmemek gibi bir zaafımız var. Hele hele bir tarafta benim gibi düşüncelerini ifade edemeyen biri varsa o zaman mevzu tam bir işkenceye dönüşüyor. İşkencelerin çoğunda bir sonuca ulaşamıyoruz. Ya haklısın ağbi deyip geçiyoruz ya da birbirimize tavır alıyoruz. Herkes kendi fikriyle kalıp biraz daha nefret doluyor ki bu nefret sonrasında başımıza büyük belalar açıyor. Bu arada yanlış anlaşılmasın “haklısın ağbi” derken karşı tarafı onaylamak gibi bi gaflete düşmüyorum. Bu tartışmadan bir sonuca varamayacağımız ve bu yüzden “konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum” anlamında olduğunu özellikle belirtiyorum. Çünkü aksi yanlışa eyvallah demek olur. Hatta karşı taraf “o yea birini daha ikna ettim” diyip siz de onun gibi düşünüyormuşsunuz sanabilir. Sanırım bu en tehlikelisi olsa gerek. Çok zıt fikirli birine böyle dediğinizi ve bu kişinin gaza gelip, sağda solda, bak o da böyle düşünüyor dediğini var sayarsak, hakikaten sıkıntılı sonuçlara sebep olabilir. Bu arada yaşadığım bir olaydan bahsetmek istiyorum. Çok sevdiğim yıllardır görmediğim, ancak her fırsat bulduğumda iletişim kurmaya çalıştığım, yurt dışında yaşayan bir ağbim var. Problem yaşadığım birisiyle ilgili beni arama gereği duydu. İyi niyetinden ve samimiyetinde gram şüphem olmadığını kendisi de çok iyi bilir. Bu ağbi; orta yol, çözüm ve sonuç odaklı düşündüğü için karşı tarafla bir şekilde aramı yapmaya çalıştı. Ancak ısrarla reddettim. Çünkü karşı taraf asla kabul edemeyeceğim şeyler yaptı. Buna rağmen yaptığı şeyleri anlatmadım. Lakin bunu da söyledim. Yaptığı şeyleri anlatırsam sen de küsersin diyerek açık açık da söyledim.. Çok da şey yapma dememe rağmen konu uzadıkça, uzadı ve en sonun da biz de küstük. O ben onu dinlemiyorum ve kendi bildiğimi yapıyorum olarak kabul etti. Yapabileceğim bir şey yoktu. Kendimce içimdekiler ifade edip, oluruna bıraktım. Çünkü cidden artık iletişim kurarken yoruluyorum. Bunun gündem girdabı ile ne alakası var diye merak ediyorsunuz. Aslında bu durum girdabın ta kendisi. Bir sonuca varmak yerine tartışmanın dibine vuruyoruz. Bir sonuca da ulaşamayınca bir birimize tavır alıyoruz. Kutuplaşmaya sığınıp birbirimize tavır alıyoruz. Kimseyi olduğu kabullenip, öyle yaşamaya tahammülümüz kalmıyor. Giderek ilkokuldaki “onla konuşuyorsan benle konuşma” moduna giriyoruz. Sonumuz hayrolsun tabi ortada bir hayır varsa…

Not: Bu arada sürekli küfür eden, cümleye küfürle başlayıp küfürle bitirenlere ayrı tav oluyorum. Sanki küfür miktarı artıkça haklılık payı artıyormuş gibi hissediyorlar. Bunlarla bırakın iletişim kurmayı, görüşmek bile istemiyorum. Tamam küfür etmeyin demiyorum ancak cinsiyetçi, ırkçı küfürler etmeyin. Malum cinsiyetsiz, ırksız küfür etmek biraz zeka ister. Neyse siz yine de küfür etmeyin.

You may also like...

Bir Cevap Yazın