Serbest Çelebi

Aslında geçmişi çok hatırlayan birisi değilim. Lakin ara ara zihnimde anılarım canlanır. Bunlardan bir tanesi de ilk içtiğim kola ve küçük amacamla hatırlardığım tek anım… Daha öncesinden kola içip, içmediğimi hatırlamadığım için bunu ilk kolam olarak varsayıyorum. Hatta ilk kolamın yanında ilk dönerimi de yemiştim. Okula daha başlamamıştım. Amcamlarla beraber yaşıyorduk. İstanbul’a çok yeni gelmiştik. Henüz hiç arkadaşım yoktu. Olanlar da beraber aynı evde yaşadığımız kuzenlerimdi. Laleliyi de ilk görüşümdü. Daha sonrasında bolca Laleli ve Aksaray’a gidip gelecektim. Ancak bu hatırladığım ilk gidişti. Laleliyi gördüğüm de çok garipsemiştim. Rusları ilk defa burada görmüştüm. Hayretler içerinde etrafıma bakınıyordum. Daha sonra Fransa’ya gidecek olan amcam nasıl beğendin mi Laleliyi? dediğinde ne cevap vereceğimi bilememiştim. Cevabım, etrafa garip garip bakmak olmuştu. En küçük amcamdı. Daha öncesi ve daha sonrasına dair pek hatırladığım birşeyi yoktu. Çünkü bir daha yana yana olamayacaktık. Çünkü terk edip gidecek bu diyarları. O kadar çok nedeni vardı ki ona sonuna kadar hak veriyorum. Amcam karnımın acıkıp acıkmadığını sorduğunda. Acıktım dersen eve gitmek zorunda olacağımı düşünmüştüm. Çünkü daha önce hiç dışarda yemek yememiştim. (Yediysem de hatırlamıyorum) Yine cevap veremedim. Benden yaşca büyük kuzenimi çağırdı. Cebinden çıkardığı bozuk markları kuzenime verdi. “Git şu lokantadan Serbest’e kolayla döner al” dediğinde. İçimi çok garip bir heyecan sarmıştı. Çünkü ilk defa döner yiyecektim ve ilk defa kola içecektim. Döner ile kolam geldiğinde amcam kuzenime “niye içtin çocuğun kolasını” diye kuzenime kızıyordum. Eskiden büyük şişe kolalar vardı. Şimdi ki kolalar gibi değildi. Tezgahın arkasında oturmuş yemeye başlamıştım. Koladan ilk yudumu aldığımda gözlerimden yaş gelmişti. Acısı hala dün gibi aklımda. Ancak acıdan sonra ağzımda tatlı bir tat kalmıştı. Dönerden kocaman kocaman ısırıklar alıyordum. Ağzım dolup taşıyordu. Yanaklarım şişiyordu. Üstüne koladan bir yudum. O an benden mutlusu yoktu. Etin lezzetini sanırım tarif edemem. Çünkü cidden hatırlamıyorum. Ama kolanın o ilk baştaki yakma ve ardında bıraktığı tatlı tadını unutmuş değilim. Bu Şehmus Amcamdan bana geriye kalan tek anım. Çünkü kendisini bir daha hiç görmedim. Gördüysem de ben hatırlamıyorum. Önceleri Fransa’ya gittikten sonra fotoğraf gönderirdi. Onlara bakardık. Bir de arasıra telefon açardı. Ancak uluslararası telefonlar pahalı olduğu için konuşma sırası pek bana gelmezdi. Onun orada yaşadıklarını hiç bir zaman bilemedim. Çektiği acılara dair tek kelime etmedik. Ne o burada benim çektiklerimi bildi, ne de ben onun orada çektiklerini bildim. Oysa en sevdiğim amcam oydu. Diğerleri ile de çok fazla şey yaşamadık ama onun yeri bende başkaydı. O en küçük amcamdı. Onu bu kadar sevmemin sebebi sadece ilk kolayı alışı değildi. Babaannemin sürekli ondan bahsetmesi ve birbirimize benzediğimizi söylemeseydi. Onu bu kadar çok sevmesi ve sonunda bana benzetmesi benim ona karşı sevgimin büyümesine sebep oluyordu. Yıllarca yüzünü hiç görmeden böyle sevdim amcamı. Neyse teknolojinin gelişmesi ile internet üzerinden birbirimize görme şansımız oldu lakin oturup karşılıklı çay içmemizi sağlayamadı. Şimdi yarın öbür gün bir araya gelirsek ne olacak onu da bilmiyorum. O çok sevdiğim amcama sarılabilecek miyim? Onla çay içip, dertleşebilecek miyim onu da bilmiyorum. Ancak onun yeri hep farklı olucak. Bir gün bu sistemi yıktığımızda inadına oturup çay içeceğiz. Bunu da buraya yazıyorum…

Serbest Çelebi