Son günlerde Okmeyda’nında yaşanan olaylar eminim sizleri de üzmüştür. Ortada yanlış giden bir şeyler var. Üstelik ne olursun laf anlamayan hatta şiddetten bile anlamayan bir hükümet ile karşı karşıyayız. Yani istediğin kadar eylem yap bu adamlar aynı cümleleri kurmaya devam ediyor. Aynı saldırganlıkla saldırmaya devam ediyor. Hatta giderek şiddetin dozu giderek sertleşiyor. Uğur Kurt olayını hatırlayın mesala… Olaylarla hiç bir alakası yok ama canından oldu. Bu saatten sonra ne yaparsak yapalım geri dönmeyecek. Aynı gün hayatını kaybeden Ayhan Yılmaz’ın o görüntüsü gözlerimin önünden gitmiyor. Bu görüntüden insanlık adına utanıyorum. Yanlış anlamayın kim haklı, kim haksız kavgası ondan bahsetmiyorum. Bana sorarsanız tabiki insanların demokratik taleplerini görmemezlikten gelenler haksız. Her eyleme saldırıyorlar zaten. Hemen hemen her platformda bunu dile getirdim. Üstelik bunu yaptığım için dolaylı yoldan da olsa işimden oldum. Ancak şöyle bir gerçek var. Karşımızdaki hükümet şiddetten besleniyor ve şiddet oldukça varlar. Kaldı ki hükümetin Alevilerin çoğunlukta yaşadığı mahallelere uyguladığı tavır da ortada. En basiti Gazi, Armutlu, Gülsuyu ve Okmeydanı’na bakın. Bunlar İstanbul’daki mahalleleri. Doğru düzgün yolları bile olmayan mahalleler. Hükümet buralarda huzursuzluğa sebep verecek her türlü uygulamaya imza atıyor. Örneğin en ufak bir olayda buralarda ulaşımı kesiyor. Ulaşım kesilince neler olmuyor ki? İnsanlar işlerine, okullarına gidemiyor. Bu durum hemen hemen hergün yaşanıyor. Burada yaşayan insanlar da sıkıntı yaşıyor. Radikal Gazetesi İsmail Saymaz burada yaşayan insanların durumlarını düzelttiğinde bu mahallelerden kaçtığını söylüyor. Kendinizi bir ana, bir baba olarak Okmeydanı’nında düşünün. Çocuğunuz hergün olayların ortasında kalıyor. Berkin’i hatırlayın mesala.. Bu hafta Okmeydanı’nında iki kişi hayatını kaybetti. Bunun üzerine şiddetten beslenen Erdoğan polisleri dikkatli olmaya davet etmek yerine, “polisler nasıl dayanıyor” diyerek. Adeta sarılın silahlara en ufak bir olayda çekin tabancaları sıkın der gibi konuşuyor. Dedim ya şiddetten beslenen bir hükümet ile karşı karşıyayız diye. Üstelik bu şiddet Alevilerin olduğu yerde yaşanıyorsa failler kollanıyor. Bunun hemen hemen hepimiz farkındayız. Bunu bilerek orada eylem yapmak bence hükümetin ekmeğine terayağ sürmektir. Eylemler hukuk çerçeveleri içinde olsa da olmasa da bir şey fark etmiyor. Yine müdahale oluyor. Yine insanlar ölüyor. Katiller kollanıyor. Olan şiddeti görene oluyor. Bir de şiddetten nemalanan hükümet cinayetleri haklıymış göstermeye çalışıyor. Hem suçlu hem de suçtan nemalanma durumu çıkıyor ortaya… Ayrıca şöyle bir durum var. Okmeydanı konum olarak çok güzel bir yerde. Tüm çevresi rantsal dönüşüme kurban gitti. Rantsal dönüşüm olmadan önce devletin o bölgeyi kaderine terk ettiğini daha önce gözlemledim. Örneğin Sulukule yıllarca polis girmedi buraya. Uyuşturucu, gasp, hırsızlık ve benzeri olayların kol gezdiği bir yerdi. Bu olaylardan bıkkınlık geçiren mahalleliye kentsel dönüşüm dediler. Çaresiz razı geldiler. Kimse gıkını çıkarmadı. Aynı durum Tarlabaşı içinde geçerliydi. Yani anlayacağınız şiddetten nemalanan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sen legal eylem yapsan da saldıracaklar, illegal yapsan da saldıracaklar. Biraz durup düşünmenin zamanı geldi, geçiyor. Uğur Kurt’un ablası: “Siz eylem yaptınız diye öldü kardeşim” diye sitem ediyordu. Biraz düşününce kadının haklı olduğunu göreceksiniz. Çünkü senin düşman olarak gördüğün ve Uğur’un katilleri fırsat kolluyor. Sana haksızsın demiyorum. Ancak karşındaki düşman diye tabir ettiklerin zaten şiddet istiyor. Mahallelinin huzuru kaçsın. Mahalleden kaçsın istiyor. Sadece daha fazla insan ölmesin istiyorum. Eylem mi? Tabi ki yapılsın ancak eylemin yeri Okmeydanı değil. Okmeydanlılar çok zarar gördü. Çok yıprandı. Daha fazla insan ölmesin. Çünkü başbakan emir verdi. Artık daha rahat sarılacak silahına polis. Daha rahat sıkacak. Nasıl olsa arkasında başbakan var ya… He bide sarılmazsa silahına paralel ilan edilme ihtimali de var. Hükümete, polise, başbakana laf anlatılmıyor. Bari sen dinle.