Merhaba arkadaşlar sanırım bu sefer düzenli yazmaya başladım. Ancak üzerimde garip bir baskı hissediyorum. Yazmazsam eksik kalacakmış gibi.. Ben öyle insanlarla çok fazla konuşabilen bir insan değilim. Hatta mümkün olsa kimseyle görüşmeyeceğim gel gör ki öyle de yaşanmıyor. Nihayetinde insanım (keşke şu dünyaya hayvan olarak gelseydim) ve en temel ihtiyaçlarımı tek başıma karşılayamıyorum. Temel ihtiyaçtan kastım ekmek, su falan değil.. Kendimle sohbet edip, kendimle dertleşemiyorum. Hoş kimseyle dertleşemiyorum. Kendimi bildim bileli dertlerimi anlatmak ilgili sıkıntılarım oldu. Ancak en dertli halimde bile dost muhabbetine muhtacım. Derdimi anlatmak yerine bir dostla muhabbet etmek bana daha iyi gelmiştir. Hali hazırda sohbetine doyamadığım iki elin parmaklarını geçmeyen ancak beni tüm dünyadan daha iyi anlayan dostlarım var. Hoş sizin o kadar var mı ondan şüphem var.  Onlarla konuşmak, muhabbet etmek, iki çay içip, iki lakırdı etmek en büyük ihtiyaçlarım arasında. Bu dostlar meclisten dışarı geri kalanlar üzerimde bir baskı oluşturuyor. Nasıl mı? Her şeye söyleyecek bir lafı olan, her konuya uzman gibi yaklaşıp, hiçbir şeyden yorumunu eksik etmeyen, bir şekilde senin bu konu üzerine bir fikrin yok mu? tadındaki yaklaşımı ile beni benden alan insanlardan bahsediyorum. İşin komik yanı bu insanlardan çok fazla. Sanırım umursamamam gerekiyor ancak bir şekilde etrafımda var oldukları için es geçmekte zorlanıyorum. Öyle ya da böyle sinirlerime dokunuyorlar. Onları görmemezlikten gelmek gerçekten çok zor. Sırf bu sebepten sosyal medya vesaire uzak durmaya çalışıyorum. Onu bırak dışarı çıkmamaya çalışıyorum. Etrafta dünyayı değiştirebileceğine inanan ancak naparsa yapsın hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinin farkında değildir. Ben inanmıyorum arkadaşlar, tek bir konuya odaklanmak yerine, her konuya yetişmeye çalışan insanların, bir şeyi değiştirebileceği fikri pek inandırıcı değil. Tabi ki herkesin, her şey hakkında konuşmaya hakkı var ancak her konuda kendini paralayan, öyle değil mi? diyerek beni de o girdaba çekmeye çalışan insanlara inancım sıfır. Üstelik bu kişileri onaylamadığınızda size karşı tavır almaları da an meselesidir. Hele ki öyle değil mi? diye sorduklarında “ben bunla ilgilenmek istemiyorum” dediğinizde kıyamet kopuyor. Direk günah keçisi siz oluyorsunuz. İşte baskıdan kastım bu.. Bu arkadaşlar genelde cümleye şöyle girerler “haberin var mı şöyle şöyle olmuş gördün mü?” Ardından onayınızı alana kadar didinirler. İşin trajik yanı bunu gidip o şeyi yapan zürriyetle asla tartışmazlar, onlara anlatmaya çalışmazlar. Gelip sizin başınızın etini yerler. O durumun zaten tam karşısında olan insanlarla tartışırlar ki bunun sebebi sadece kendini tatmin etmektir. Yani zaten onun aksini söyleyecek halimiz yok, ancak illa benim de onu bir şekilde onaylamam gerekiyormuş davranması abesle iştigalden öteye gitmiyor. Onun gibi düşüneni sıkmaktan, mücadeleden soğutmaktan öteye gitmiyorlar. Böyle bağzen çileden çıkıp haklısın deyip kesmeye çalışıyorum. Tam bu esnada “aaaammmaaaannn boşvverrr biz mi kurtaracaz dünyayı” derler ki bunun yerine ağzımı, burnumu kırsalar daha makbule geçer. Neyse konuyu Sezen Aksu’nun yeni albümünden bir şarkı bitirmek istiyorum. Sanırım durumumuzu en iyi anlatan şarkılardan bir tanesi. Pop sevmem ama Sezen Abla’nın yeri ayrı. Sözlerini de paylaşıyorum. Özelikle şu kısmını haykırarak söyleyin.

Niye herkes bu kadar ciddi
Okunmamış kitaplar ama ciltli
Asık asık yüzlü insanlar
Ta yüreğine kadar kilitli

Niye herkes bu kadar ciddi
Okunmamış kitaplar ama ciltli
Asık asık yüzlü insanlar
Ta yüreğine kadar kilitli

Ne gülümseme ne günaydın, yok
E tabi üçüncü sayfada olay çok
Haberler hep son dakika şok şok
Yaşamak inadına hemen şimdi

Yaşıyoruz desinler diye
Bizi çok sevsinler diye
Ooof off

Lol lol hadi kop gel parti parti
Lol lol dize getir aşk kalbi kalbi
Lol lol hadi bu neyin harbi harbi
Yaşasın hayat budur manifesto

Ters esiyor yine rüzgar
Ah önümüzde sert bi güz var
Ooff off

Niye herkes bu kadar ciddi
Okunmamiş kitaplar ama ciltli
Asık asık yüzlü insanlar
Ta yüreğine kadar kilitli

İçimdeki o oyun bahçesi
Ne oyası ne boyası ne de maskesi
Hadi kapa gözünü bir hayal kur
Lala lala lunapark sahnesi

Ters esiyor yine rüzgar
Ah önümüzde sert bi güz var
Ooff of