Uzun bir arada sonra dışarı çıktım. Yine herşey umduğumdan çok farklı geçti. Aylardır yapamadığım şeyleri yapmakla beraber, sonrasında “neden yaptım ki” diye kendimi sorgular oldum. Önce 1 yıldan fazladır görüşmediğim bir arkadaşımı gördüm. 10 yıldan fazladır tanıdığım arkadaşımla hep geçmişten konuştuk. Yaklaşık bir senedir birbirimizi görmemize rağmen nasıl gidiyor sorusuna “nasıl gitsin aynı” cevabını verdik. Ben daha dünümü bile hatırlamazken birbirimize 1 yıl öncesini hatırlatmakla yetindik. Hoş bu devranda insanlar nasıl olabilir ki? Bu güne kadar delirmediğini iddia eden varsa doğuştan delidir. Sonuç olarak herkes delidir ve birbirinden farklı değildir. Arkadaşımızın evinden yola çıktık. Gideceğimiz yer 10 dakikalık bir mesafedeydi. Sıraselviler Caddesi’ni bilirsiniz orada köşe başlarında oteller vardır. O köşelerden birinden geçiyoruz. Köşelerde böyle yokuştur.  Biz de yokuşlardan birinden çıkıyoruz. Otelin havalandırması sağımızda kalıyor. Havalandırmanın altında yatan 2 çocuğu fark ediyorum. O an kala kalıyorum. Böyle boğazıma birşeyler tıkanıyor. Yokuş bitene kadar ağzımdan tek kelime çıkmıyor. Gözümün önünde ise 12 yıl önce yaşadığım bir an hiç silinmiyor. O an sanki tam karşımda ve ben onu izliyorum. 12 yıl önce evden kaçmıştım. Gururluydum. Tek başıma da değildim. Yanımda bir de arkadaşım vardı. Gidecek hiç biryerimiz yoktu. Vardı aslında da gururumuzdan gitmiyorduk. Bütün günümüzü Taksim’de geçirdikten sonra Gezi Parkı’nın yolunu tutuyorduk. Yaklaşık bir 6 ayımız böyle geçmişti. Taksim Meydanı’nın trafiğe açık olduğu yıllarda Gezi Parkı’nın hemen solunda bir hamburgerci vardı. Hamburgecinin tavanı Gezi Parkı’nın yüksekliğine eşitti. Havalandırması da Gezi Parkı’na çıkıyordu. Etrafı ağaç olduğu için kimse tarafından fark edilmezdi. İşte burası bizim 5 yıldızlı otelimizdi. Havanın soğuk olduğu günlerde buraya gelir burada yatardık. Sabaha kadar o leş hamburger kokulu sıcak hava ile ısınırdık. Güzel günlerdi ama çocukları böyle görünce kötü oldum. Hani sevinir misin? üzülür müsün? karar veremesin ya, ben de artık neye sevincem, neye üzülcem karar veremiyorum.